15 Kasım 2010 Pazartesi

Aklim Kenya'da kalmisti...:)

2005 yılında Kenya'ya gittigimda henuz fotograf cekmeye baslamamistim...Fotograf cekmekten keyif aldigimi anlamaya baslamistim ama...Derken zaman gecti:egitimler alindi;makinalar degisti filan derken:aklima dustu tabi yine Kenya!
O kadar guzel bir kultur ki;onu dilegimce fotograflayamadigim icin tekrardan gitmeyi cok cok istiyordum...Benim gibi gonlu fotografda olan bir kac arkadasimla beraber yaptik yine plani;atladik ucaga ve ver elini Kenya!..
Maalesef bu kadar fotograf askiyla giderken;gittigim ilk gunu makinamin bozulmasi bana kotu bir supriz oldu tabi...Ayni gece hastalanmam da ustune eklenince ilk gundan pek de keyifli basladigini soyleyemem gezimin....Neyse ki gelen fotografci arkadaslarimdan birinin yedek makinasi oldugu icin;sonrasinda gezimiz benim icin keyifli bir hale gelmeye basladi...Sansimiz da cok yaver gitti gercekten...Bir seyahatte bu kadar cok seyi bir arada goren yoktur herlade Kenya'ya gidip de...:))
Yaklasik 6 saat suren ucustan sonra;nerdeyse bir 6 saat daha minibus yolculugu sonrasinda Klimanjaro'yla basladi gezimiz...Dagin muhtesem goruntusune karsiydi kaldigimiz yer...Tabi gece cok hastalanmamdan dolayi sabah safarisine katilamadim;ama sonrasinda Oya ile yaptigimiz moda cekimleri cok keyifliydi...
Ardindan lake Nakuru'ya gectik...Gecen gittigmden cok aklimda kalan bir yerdi aslinda..Golun ustu flamingolarla kaplanmis:tepeden inerken pembe gol olarak gordugum Lake nakuru;maalesef yasanan asiri yagis ve seller yuzunden kuslarin gocu sonucu bir avuc flamingo;bir kac da pelikanla kalakalmis...Cok uzulduk bu goruntu karsisinda..Doganin ve dunyamizin geldigi noktaya...Isigin da zaten yeterli olmamasindan cok fotograf cekemedik;ama sabah erkenden gelme karari aldik...Sabah ise tek kelimeyle muhtesemdi...Yine cok az flamingo olmasina ragmen;6'da dogan hafif kizil gunes altinda flamingolarin harika pozlarini yakaladik...Ardindan da maymunlarin sabah sex'i showunu ...Enteresan hayvanlar..;))
Amoseli bize tum goruntuleri sundu...Bir filin ustumuze kosarak gelmesiyle biraz heyecan:zurafalarin saatler suren opusup koklasmalari;yavrusuna avlanmayi ogreten anne cita ve yavru impalayi haklayan yavru cita;buffalo surusunu agina dusurmek icin pusu kuran akilli aslanlar ve aslanlar icin kahvaltida buffalo;ve en muhtesemi tam da hayal ettigim gibi aksam gunesinde bir agacin ustunde uyuyup gerinen bir leopar!Muhtesemdi!...
Kano gezimiz ayri bir keyifti..Timsahlar ve hipopotamlar bizi misafir ettiler bu sefer de...
Tabi gorduklerimiz sadece doga ve hayvanlardan ibaret degildi tabi ki...Masaililer cok candan insanlar...koylerine yaptigimiz seyahatte evlerine konuk olduk;bize rehberlik ettiler;yasamlarini actilar...Fakirlik tabi en ust seviyede ama bi kadar da mutlular insanlar...Once bakinca bir icin uzuluyor sanki;ama sonra iclerine girince temiz hava;dogal yasam;ne giydim derdi olmadan;kahkahalar icinde yasiyolar...Bilemedim ki kim daha sansli..
Cok keyifli bir seyahat oldu gercekten..Haa yetti mi;yooook....Sanirim oraya bir daha gidicem...:))

21 Mayıs 2010 Cuma

19 Mayıs 2010 Çarşamba

7 Kasım 2009 Cumartesi

15 KASIM'DA DURUSU'da MODA ÇEKİMİNDEYİZ.....


Sonbaharın son günlerinde Durusu'dayız....Tüm sonbahar renkleri,göl ve yansımalarla bu sefer bir moda çekimindeyiz....Hem kano gezilerinin;hem de kuş mevsiminin olduğu bu güzel Durusu zamanında;rengarenk

VOSVOS'lar eşliğinde,modellerimiz,kemanlarımız,tüllerimiz ve kostümlerimle kendi moda karelerimizi yaratıyoruz...

Yaban ördeği ve yaban kazı mevsiminin olduğu bu günlerde,sazlıklar ve göldeki nilüfer tarlalarının arasında keyifli bir güne hazırlanıyoruz...

Gölün etrafı sazlık, kıyıları ise oldukça sığ... Zaman zaman sandalların gövdesi dibe vuruyor... İnsanın boyuna ulaşan sazlar, başlarını iki yana doğru saygıyla eğip yol veriyor sandallara...

Gezmeye gelenler için Manyas Kuş Cenneti'ni aratmıyor göl... Değişik kuş türlerini bir arada görebiliyoruz; karabatak, sakarmeke, beyaz ve gri balıkçıl, martı, kaşıkçı pelikan, sülün, arı kuşu, kartal...

Göl çevresi, yürüyüş yapmak için de ideal. Bitki örtüsü meşe, dişbudak, gürgen, kızılağaç, defne, kocayemiş ve kamışlarla kaplı salkım söğüt ağaçlarından oluşuyor. Yarı beline kadar suya gömülü ağaçlar sık sık karşınıza

çıkıyor. Dallarından köklerin çıktığına bile tanık olabiliyorsunuz...Buğulu,biraz hüzünlü kareler için ideal...

Kuşlar bir yana, göldeki çeşitli balıklar da aklınızı çeliyor. Karnınızın acıktığınızı hissediyorsunuz... Mangalımız yanımızda sorun yok. Doğanın ortasında, mangal keyfi yapıyoruz....

Etrafımızı tanıyalım deyip;müzeye giriyoruz:Durusu Park Yaban Hayatı Müzesi...

Görkemli bir kulenin giriş katında bulunan av müzesinde dünyanın çeşitli yerlerinde avlanmış, içi doldurulup, ilaçlanmış 200 e yakın hayvan türü sergileniyor. Görevlinin ziyaretinizle beraber devreye soktuğu kaset eşliğinde

müzeyi gezerken hem bilgi sahibi oluyor, hem de doğal hayatta kaydedilmiş çeşitli hayvan seslerini duyuyoruz...

Ne var ki loş ışıklı müzede flaşlı ve flaşsız fotoğraf çekimine izin verilmiyor. 1997 yılında bugünkü yerine taşınan müzede Ali Üstay'ın 6 kıta 30 ülkeden 25 yıllık birikimini oluşturan türler elde edilmiş.

Müze girişinin sağ tarafında Kuzey Amerika, sol tarafta Güney Amerika hayvanları, sergilenirken diğer reyonlarda kompozisyonlu olarak Asya, Kutup, Türkiye avları yer alıyor. Galeride ilerleyenler sırasıyla Avrupa, Güney

Pasifik, trofeleri ile Afrika kıtası hayvanlarının trofelerini görebiliyoruz... Doğrusunu isterseniz etkilenmemek mümkün değil... Hayvanlar, yaşam alanlarını yansıtan kompozisyonlar arasında öylesine gizemli bir ruh

taşıyorlar ki aslan, kaplan, kutup ayısı, timsah ve diğerleri sanki aniden canlanacak gibi bakıyorlar!

Keyifli bir günün ardından,sıcak çaylarımızı yudumlarken gün batımında son karelerimizi çekip,evlerimize doğru yola çıkıyoruz....

1 Kasım 2009 Pazar